Kalbini açıp baktın mı?
Çağımızın en büyük hastalıklarından birisi insanların dini yaşantıları hakkında yargıda bulunmaktır. İnsanları sadece davranışlarına bakıp Müslüman ya da kâfir olarak yargılamaktır.
Bir insanın dindarlığı konusunda hüküm vermek hiç kimsenin yetkisinde değildir. Bir kimsenin dindarlığını takdir edecek ve ona göre mükâfat ve ceza verecek yegâne varlık Allah’tır. O’nun hükmünün gerçekleşeceği yer ise ahirettir. Bu dünyada hiçbir kişi ve makamın bu yetkiyi kullanma ve insanların dindarlığı hakkında hüküm verme hak ve yetkisi yoktur. Kendisinde böyle bir yetki görenler Allah’ın koyduğu sınırları çiğnedikleri için çok büyük bir günah işlemektedirler. [1]
Çağımızın en büyük hastalıklarından birisi insanların dini yaşantıları hakkında yargıda bulunmaktır. İnsanları sadece davranışlarına bakıp Müslüman ya da kâfir olarak yargılamaktır.[2]
Peygamberimiz (sav) âlemlere rahmettir. Bunun göstergesi olarak her fırsatta, en ufak bir vesile de olsa düşmanlarını bile affederdi, onları kazanmaya çalışırdı. Düşman, korkudan bile olsa iman ettiğini ifade edince niyetine bakmaz, ona kucak açardı. Üsame bin Zeyd (ra) olayı buna farklı bir örnektir.
Peygamberimiz (sav), şirk ve zulümde ısrar eden Cüheyne Kabilesi’ne askerî bir birlik gönderdi. Bu İslam birliğinin içinde Peygamberimiz’in (sav) manevi oğlu Zeyd’in oğlu Üsame de vardı. [3]
Usame B.Zeyd anlatıyor:
“Resulûllah aleyhisselam bizi bazı kabilelere gönderdi. Onlar da bizim gelişimizden haberdâr olarak kaçtılar. Biz bu grubun içinden birisine yetiştik. Onu yakalayınca, ‘Lâ ilahe illâllah’ deyiverdi. Fakat biz kendisini öldürdük. Döndüğümüzde bu olayı Peygamber aleyhisselâm’a aynen anlattım.
Peygamber aleyhisselâm:
‘Kıyamet gününde o adamın söylediği bu tevhid kelimesinin kıymet ve büyüklüğünden dolayı sana kim yardımcı olacak?’ dedi.
Ben:
‘Ey Allah’ın Resûlü, o adam, bunu ölümden korktuğu için söyledi,’ diye cevap verdim.
Peygamber Aleyhisselâm:
‘Kalbini yarıp baktın mı ki, bunu başka bir sebepten dolayı söylemiş olduğunu bilesin! Kıyamet gününde ‘Lâ ilâhe illallah’ kelimesinin karşısında kim senin yardımcın olacak?’ buyurdu. Bu sözü o kadar çok tekrar etti ki, ‘keşke Müslümanlığa o günden sonra girmiş olsaydım,’ dedim.”[4]
Bir gün Resulüllah’a kaba davranan birisi için Halid bin Velid, ‘şunun boynunu vurayım mı ya Resulüllah?’ dediğinde, ‘Hayır, namaz kılan birisi olabilir’ buyurdular. Halid; ‘öyle namaz kılanlar var ki, dili başka kalbi başkadır’ deyince Resulüllah: ‘Ben insanların kalplerini deşmek, karınlarını yarmak için gönderilmedim’ buyurdu. (Bezzar, hasen)[5]















0 Yorum